28 Mart 2010 Pazar

Nodders & Shakers

Bu "nodder" ve "shaker" kavramları üzerinde biraz daha durmak gerekiyor, kanımca. Yakın zamanda hayata gözlerini yuman, tüm zamanların en sevdiğim yazarı olan Salinger, en sevdiğim eseri olan Catcher in the Rye (Çavdar Tarlasında Çocuklar) adlı kitabının başında değil taa en sonunda öyle bir laf ediyor ki o son cümle sıkı bir tokat gibi bir "nodder" etkisi bırakıyor üstünüzde. Kitap şöyle bitiyor: Don't ever tell anybody anything. If you do, you start missing everyone. Yani Türkçe meali ile "Sakın kimseye birşey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra".

Bu bahsettiğim "nodder" etkisi öylesine bir etki ki kitabın bu cümlesini okuduktan sonra sanki kitaba devam edecekmiş gibi, bir döngü yapıyormuş gibi ilk sayfaya dönmek istiyor insan. Zaten okurken de bitmesin diye dua ediyorsunuz. Hatta sonrasında Salinger'ın külliyatını okumak istiyorsunuz. Eserler arasındaki bağlantıları görmek hoşunuza gidiyor zira yazarın tüm eserleri çok çocuklu bir aile üzerine... Bir yerden sonra ailenin bir ferdi gibi oluyorsunuz. Onlar da sizin kırk yıllık aile dostunuz...

Aslına bakarsanız, bu kavramlar ve yazarlar bile yalan. Özlemekten bahsetmek istiyorum ama buna bile cesaretim yok anlaşılan. Özlediğim şeyi özlemeye hakkım olmadığını söyledi özlediğim... Kendimi de çok özlemişim. Şimdi daha da bir farkettim. Salinger kesinlikle haklı. Kendimle ilgili iki şey anlattım ve özlemeye başladım kendimi hemen...

2 yorum:

  1. en azından , yazının son paragrafına 'itiraf' görünümünde sıkışmış ta olsa isyan kokulu naif bir cesaretin var ama ;)

    YanıtlaSil
  2. Her $eyi kendim devirip süreçten besleniyorum galiba... Umarim bundan sonra akillanir ve saglikli beslenmeyi hissi hayatima da uygulayabilirim. Ama nerde? 7'inde neysen 70'inde de osun.

    YanıtlaSil